Gerontofobi

Genç Kalmak İsteme Takıntısı 

Kaz ayakların belirginleşmiş; güldüğünde yanakların kırışıyor, gözlerinin altı çökmüş, saçlarına kırlar düşmeye başlamış. Aynaya baktığında gördüğün kişinin sen olduğunu kabul etmek istemiyorsun. Vücudunda anlamsız ağrılar, kramplar, sızılar… Ağızda dökülen dişler, ellerde çıkan benekler, dökülen saçlar… Yaşlanıyorsun.

Bir gün saçında beliren tek bir beyaz tel bile bunları sana düşündürmeye yetiyor. O teli koparıyorsun, boyuyorsun, hatta yok etmeye çalışıyorsun; görmek istemiyorsun. Yüzünde mimik kalmasa da umursamadan botoks yaptırıyorsun,yüzünü gerdiriyorsun. Fransız askısı, dudak dolgusu, burun dolgusu, bişektomi derken bir noktada durup kendine bakıyorsun ve artık özel hissetmiyorsun. Yüzün sanki sana değil gibi… Aynı kalıptan çıkan yüzlere benzemeye başlamış. İşlemi yaptırdığın güzellik salonu ya da doktor dışında sana gerçekten “çok güzel olmuş” diyen de yok. İnsanlar seni görünce önce bir duraksıyor, sonra: “Ayy güzel olmuş canım” diyerek nezaketen geçiştiriyor.

En kötüsü de pişman olsan da yaptırdığın işlemleri geri alamıyorsun. Yaş almıştın, güzel bir yüzün vardı ve yaşadıkların yüzünden okunuyordu. Gülmüştün, ağlamıştın, sevinmiştin… Hepsi sende bir iz bırakmıştı. Sahi… yaşlanmak neden bu kadar korkunç?

Yaşlanmak bazılarımıza korkutucu gelebilir çünkü doğum ve ölüm arasında, eğer büyük bir kaza ya da ağır bir hastalık yaşamadıysan, ölüme en yakın evre yaşlılıktır. Ölümden sonra olacakların belirsizliği bizi bu korkuya sürükleyebilir. Gençleşme uğruna bıçak altına yatmak ölümü geciktirmez, yalnızca bedeni değiştirir. Beden ise ruh çıktığında sadece bir kılıftır.

Hedonizm El Kitabı: Dorian Gray’in Portresi 

Dorian Gray’in Portresi; hedonizmi(hazcılık) benimsemiş olan Lord Henry, Dorian’a gençliğin ve güzelliğin çok kısa sürdüğünü, bu yüzden gençlik yıllarında doyasıya yaşanması gerektiğini empoze eder. Bunun üzerine Dorian, Basil Hallward’a poz verip kendi portresini çizdirir ve bir nevi gençliğini ölümsüzleştirir. Portresini gördüğünde ona hayran kalması, Dorian’ın sonsuz gençlik ve güzellik dilemesine neden olur. Dileği gerçekleştiğinde ise Dorian değişmeye başlar.

Haz peşinde koşar, yozlaşır; insaniyeti söner, kendinden başka kimseyi umursamayan birine dönüşür. Aklı dünyanın dört bir yanındaki kumaşlarda, parfümlerde, dantellerde, mobilyalarda; kısacası anlık zevklerde kalır. Bunların hepsinden sıkılır. Çok çabuk sıkılır. Ona değer veren, seven Sibyl Vane’in intiharına dolaylı yoldan sebep olması ve bunu umursamaması, bencilliğinin ilk belirtisidir.

İşlediği her günah, portresinde bir leke olarak belirir; tablo zamanla çürümeye başlar. Buna karşın Dorian’ın kendi yüzünde ne bir leke ne bir kırışıklık ne de başka bir yaşlanma belirtisi vardır. Yaptıklarını meşru görür, hatalarını hata olarak kabul etmez. Eylemlerinin bir sonucu olarak kalbinin taşlaştığını fark etmez ve en sonunda cinayet işleyecek kadar ileri gider. Tuvaldeki çirkinlik iyice büyür; Dorian bu görüntüyü yok etmek ister fakat başaramaz. Gerçek yüzünün somut hâlini görmeye dayanamaz. Sonunda tabloyu bıçaklar ve oracıkta yere yığılır. Hizmetçiler onun bedenini bulduğunda, gençliğinden ve güzelliğinden eser kalmamıştır; yerde yaşlı ve çirkin bir beden uzanmaktadır. Portre ise boyandığı ilk hâline dönmüştür.

Dorian Gray’in Portresi eserinde, kişinin kendi arzularının ve ihtiraslarının kurbanı hâline gelmesinin onu nasıl kötülüğe sürükleyebileceği vurgulanır. Bununla birlikte toplumun kabul ettiği güzellik algısına uygun bir yüzün, kişinin yaptıklarını uzun süre görünmez kılabildiğine ve insanların bazı şeyleri kolayca görmezden gelebildiğine de değinilir. Bilinmelidir ki yüz güzelliğiyle kalp güzelliği bir değildir. Bazı insanların yüzündeki güzellik yalnızca bir maskedir, kötülük ise bakışlarında saklıdır.

Sinemada Body Horror Kavramı 

İnsan bedeni üzerinde gerçekleşen dejenerasyon, dönüşüm, mutasyon gibi durumları abartılı ve rahatsız edici şekilde ele alan korku alt türüne body horror denilmektedir.Death Becomes Her(Ölüm Kadına Yakışır), The Substance(Cevher) ve The Ugly Stepsister (Çirkin Üvey Kardeş) gibi yapımlar toplumun kadınlar üzerinde kurduğu güzel olma baskısının sonuçlarını sansürsüz bir anlatımla ele alan body horror örneklerindendir. 

Günümüzde doğal görünüm adı altında çıkan bazı akımların bile, çoğu zaman ürün kullanmadan ya da belirli müdahaleler olmadan ulaşılamayacak bir doğallığı idealize ettiği görülür. Sosyal medya ile birlikte bu baskı daha görünür hâle gelmiştir. Markaların satış artırma stratejileri de çoğu zaman kadınları hedef almaktadır. Kadınlar,pazarlanan kozmetik ürünlerini kullanmadıklarında yeterince güzel olamayacaklarına inandırılır. Markaların bu çıkarcı tutumu yüzünden çoğu kadın, yetersiz hissedebilir. 

Death Becomes Her ve The Substance 

Estetik yaptırma düşüncesi, çoğu zaman güzelleşmek ve genç görünme takıntıları üzerinden şekillenir. Death Becomes Her, bu temayı işleyen filmlerden biridir. Film, rekabet hâlinde olan Helen ve Madeline'ın bir iksir sayesinde gençliklerini koruduklarını ve bir anlamda ölümsüzleştiklerini anlatır. Ancak bu sonsuz gençliğin bir bedeli vardır. İksir onları yaşlandırmaz fakat bedenleri hasar gördüğünde bu hasar iyileşmez, yalnızca dışarıdan düzeltilmiş gibi gösterilebilir. Müdahale iyi yapılmadığında ise görünümlerinde bozulmalar meydana gelir.Bu nedenle karakterler, güzel ve genç görünümlerini sürdürebilmek için sürekli bir uzmana ihtiyaç duyarlar. Sürekliliği korumak adına bir doktorun müdahalesine mecbur kalmaları, estetik operasyonların zamanla bir tür bağımlılığa dönüşebileceğini de gösterir. 

Helen ve Madeline için ölümsüzlük zamanla bir ödül değil, bir cezaya dönüşür. Onlara yardım eden doktor ise sonsuz gençlik vaadine rağmen iksiri içmeyi reddeder çünkü Ernest, Madeline ve Helen'in kendi çıkarları için onu manipüle ederek iksiri içirmeye çalıştıklarını anlar. Filmin finalinde iki kadın, doktorun cenazesine katılır. Dönüşte kavga eder ve birbirlerini merdivenlerden aşağı iterler. Sonunda bedenleri porselen gibi parçalanır. 

Body horror filmlerinde olay örgüsü çoğunlukla benzer bir çizgide ilerler. Karakter önce kendisinde bir değişim fark eder, sonra bu değişimi durdurmak ya da değiştirmek ister. Doğal değişim karşılığında özgürlüğünü takas eder, geri dönüşü olmayan bir yola girer. Bu türde çoğu zaman mutlu bir son yoktur,mutlu gibi görünen bir başlangıç ve yenilenme vaadi ve korkunç getirileri vardır. 

The Substance filminde de benzer bir anlatı yapısı vardır. Bir jimnastik programının yüzü olan Elisabeth, yaş aldığı için yapımcılar tarafından istenmez. Bir gün karşısına çıkan bir reklam dikkatini çeker.Reklamda satılan kiti satın alır, ne olduğunu araştırmadan prosedürü uygular. Böylece “en iyi haliniz” diye pazarlanan genç versiyonu Sue’ya dönüşür. Elisabeth, merdiven altı denebilecek bir yerden aldığı kiti kullanırken kılavuzda yazan uyarıları dikkate almaz. Dönüşüm süreleri sıklaştıkça Elisabeth'in bedeni çürümeye başlar. Burada merdiven altı estetik işlemlerinin kişinin üzerindeki yan etkilere de gönderme yapılmış diyebiliriz. 

The Substance,bir bakıma modern bir Dorian Gray uyarlaması olarak incelenebilir. Genç ve güzel kalma amacı ortaktır. Hem Dorian hem Elisabeth, sonunda geri dönüşü olmayan bir yola girer. Benzer sembolleri Death Becomes Her filminde de görmek mümkündür. Madeline ve Helen sonsuza kadar genç kalır ancak bunun bedeli telafisi olmayan bir bozulma olur. 

Güzel olma ve genç kalma arzusu, her yolu mübah kılarken sergilenen tutum da bir o kadar hedonisttir. Takıntılar, vesveseler, zihinlere ekilen düşünceler… Bunların her biri kararlarımıza yön verebilir. Gerontofobi, hayatın doğal bir evresi olan yaşlanma evresini engellemeye iten bir takıntıdır. Dış güzelliğin her şey olduğu düşüncesi bir yanılgıdır. Bu yüzden mesele yaşlanmak değil, yaşlanmayı kusur gibi görmemize neden olan sistemdir. 

Yorumlar

  1. "Günümüzde doğal görünüm adı altında çıkan bazı akımların bile, çoğu zaman ürün kullanmadan ya da belirli müdahaleler olmadan ulaşılamayacak bir doğallığı idealize ettiği görülür." Bu cümle o kadar doğru ki, birinin bu konu hakkında konuşması gerekiyordu cidden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakkında konuşan eden çok ben de konuşmak istedim. Ne kadar konuşursak o kadar önüne geçebiliriz diye düşünüyorum.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

BATAKLIK

Kendini Pizza Sanan Börek ve Ütopya Maskesi Takmış Distopya

HERKESLEŞMEK