BATAKLIK

BATAKLIK 

Dünya bir sahne gibi, biz ise onun üzerinde performans sergileyen oyuncularız. Hayata sonunu bilmeyerek geliyoruz. Yaşadıkça, sonunu bildiğimiz bir hayatı yaşamak anlamsız gibi sanki... En azından bazen böyle düşünürken buluyorum kendimi. “Hayatı dilediğince yaşa” zırvalarına inanasım gelmiyor. Dünyaya geldiğimiz andan ölene kadar çoğumuz aynı hayatın farklı versiyonlarını yaşıyoruz. Aslında bakarsanız hayatımız Hollywood filmlerindeki monotonluktan bile sıkıcı olabiliyor.  Doğuyoruz, büyüyoruz, okula başlıyoruz, mezun oluyoruz sonra iş bulmak zorundayız. Bazılarımız daha cesur olmalı ki monotonluğa meydan okuyor. Yaşadığımız hayatı kendimiz için mi yaşıyoruz, yoksa başkaları için mi? Kendime bu soruyu defalarca, hatta abartmak gerekirse her gün sordum, soruyorum. Cevabını bir bulabilsem bu monotonluğa boyun eğişlerim bir anlam kazanacak ancak nafile. Hatalar yapıyoruz, hatalarımızdan ders alıyoruz ya da almadan defalarca tekrarlıyoruz. İnsan denen varlık, ne de olsa düşe kalka öğrenir. Hayat bize acısını da yaşatıyor tatlısını da yaşatıyor. Masum, olan bitenden habersiz çocukluğumuzu geride bırakmak ve büyümek zorunda kalıyoruz. Dünya ise ne yazık ki masum olmaktan çok uzak... Dünyayı bu hale getirenler de insan olamamış canavarlardır demeliyim; çünkü insan olmak da insaniyetli olmak da ayrı bir beceri ister. Eğer şuursuzca hareket eder, önünde ne varsa yıkar geçersen, o zaman acımasız bir canavardan farkın kalmaz. Hayat her ne kadar monoton olsa da bilinmezlik korkusu ürpertiyor. Hepimiz korkuyoruz; itiraf etmekten korkuyor olsak bile, her birimiz korkuyoruz. 

Bana neden insanlar arasında huzursuz hissettiğimi soruyorlar. Çok fazla sebebi var. İlk başta izbe bir dünyaya doğmuş biri olarak dünyaya olumlu bir pencereden bakamıyorum. "Elalem ne der?" Tabusu desen içimde yer etmiş, ne yapsam işin içinden çıkamıyorum. İnsanların çoğu yüzlerine maske geçirmiş sanki... Gülümsüyorlar, arkandan demediklerini bırakmıyorlar. Sonrasında ise duygusuz, sadece öfke ile yoğrulan bir ruhu besliyorlar. Sevgi dolu bir kalbi, sevgiden yoksun bir kalbe dönüştürüyorlar. 

Sonrasında ne mi oluyor? Hayat bir bataklığa dönüşüyor. Bataklık üzerinden atlayabilen hayatta kalıyor; geri kalanlar ise debelendikçe diplere çekiliyor. Diğerleri iyice su döküyor ki kalanlar balçığa bulansın, iyice dibe batsınlar.

Lisedeki felsefe hocam şöyle bir soru sormuştu:

"Kendi hayatınızın nesnesi mi, yoksa ana ögesi misiniz?"

Özne ya da yüklem değilsen, üzerine kurulan hegemonyaya maruz kalmak ağırına gidiyorsa anlıyorum fakat bilmelisin ki burada anarşizm güzellemesi yapmıyorum. Adımlarını daha dikkatli atman gerekiyor, dağılmamak için... Parçalara ayrılan bir şeyi bir araya getirseniz bile, ilk hâli gibi olmadığını her birimiz adı gibi biliyor. Tam olarak o hâldeyim; belki de şu an bu yazıyı okuyan sen, her kimsen sen de böyle hissediyorsun. ( Umarım, hissetmiyorsundur.)

Bu düşüncelere dalmamın ardından kaybolmuş hissediyorum. Bana yol gösterecek ne bir haritam ne de bir pusulam var. İyi tarafından bakarsak, kaybolmak keşfetmeyi sağlar. Öyleyse, endişeyi bir kenara bırakıp derin bir nefes alıp, yıldızlara, ağaç köklerine bakarak yolumu bulmalıyım. 



Yorumlar

  1. Yazıyı okurken kendi hislerimden bir parça buldum.. bazı yazılar insanın gözlerinden önce ruhunu tatmin eder.. Bu yazı da öyle olmuş kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel yorumunuz için teşekkürler 💕

      Sil
  2. Umarım dilerim ki yolunu bulabilirsin güzel günlerin ve senelerin olur, hayatımı hep o bataklığın en dibinde yaşayarak geçirdiğimi hissettim. :,) insanlar kötü, çok kötü. Kime güvenip güvenemeyeceğimi seçemediğimiz bir yüzyıldayız önümüze bakmak giderek güçleşiyor yinede umarım derin bir nefes alıp kendi güzel yolunu bulabilirsin. 💗

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlığın haline bakınca paranoyaya kapılmamak elde değil :( Umarım, doğru insanlarla karşılaşır ve yolumuza öylece devam ederiz.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kendini Pizza Sanan Börek ve Ütopya Maskesi Takmış Distopya

HERKESLEŞMEK