Kayıtlar

Temmuz, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cinderella'nın Üvey Kız Kardeşi

Olmayınca Olmuyor  Bazen bir şeyi çok isteriz ama olmaz. O zaman da "Demek ki olmaması daha hayırlıymış," deyip geçeriz. Eğer iyimser bir bakış açısıyla düşünmüyorsak, isyan eder; günlerce "Neden olmadı?" diye kendimizi yer bitiririz. Oysa bazen, Cinderella masalındaki üvey kız kardeşin ayağına uymayan cam ayakkabı gibi, zorlamaya gerek yoktur. Hepimiz Cinderella olmak zorunda değiliz. Herkes aynı cam ayakkabıyı giymek zorunda da değil.  Olmayınca olmuyor; zorlamamak gerek. Gün gelir, bin kapı ardından bir tanesi açılır – ve işte o kapı, bizim için doğru olan, beklediğimize değen kapıdır. Hayatta umutsuzluğa kapılmak, bana göre daha büyük olumsuzlukları beraberinde getiriyor. Ne zaman olumlu ve pozitif düşünmeye kendimi adapte etmeye başladım, o zaman bazı şeylerin yoluna girdiğini fark ettim. Doğru sandığımız yanlışlar uğruna çabalamak, bazen boşa kürek çekmek gibidir. Belki de yol değiştirmek, en doğru çözümdür.  Zehirli Sarmaşıklar Yerine Kasımpatılar Güller Ark...

Kendini Pizza Sanan Börek ve Ütopya Maskesi Takmış Distopya

Yufkadan Pizza Geçenlerde canım pizza çekti. Hamur yoğuracak zamanım yoktu. O yüzden, elimdeki malzemelerle ne yapabilirim diye internette yayınlanmış tariflere baktım. Şansıma yufka tabanlı pizza çıktı. "Hamur yoğurma derdi olmadan" demek yerine, hamursuz diye anlatılmıştı. Yufka da un, su ve tuzdan oluşan bir hamur değil mi zaten? Tıpkı bazlama, lavaş, pide ya da ekmek gibi… Hepsi aynı kökten, aynı özden geliyor. O zaman biz de bir tane hamursuz pizza(!) yapalım. Belki de tadı güzel olacak ki, eminim güzel olacak. Ama bir şeyler eksik değil mi yine de? Bu, daha çok börek oldu sanki... Ama ben pizza istiyordum. Kendini pizza sanan börek gayet lezzetli olmuştu. Afiyetle yedim, yanında da ayran içtim. Ama aklımda bir fikirler silsilesi dönmeye başladı. Bu pizzamsının havası bir başkaydı. Onu hafife almışım; bana ilham olacak kadar bol malzemeliydi. Canını çektirdim mi? Evet, belki de. Ama şimdi itiraf ediyorum: O pizzayı aslında hiç yapmadım da yemedim de. Hayal kırı...

MUTLU OLMA SANATI (!)

  Yazmak ya da Yazmamak İşte Tüm Mesele Bu Mutlu olduğumda yazamıyorum. Mutlu olduğumda o anı yaşamak daha yerinde gibi sanki. Bu konuda yalnız mıyım, değil miyim bilmiyorum. İyi hissedemediğim zamanlarda ise yazıyorum. Yazdıkça rahatlıyorum; kendimi harika hissetmesem de, daha iyi hissediyorum. Kimseye derdimi anlatamadığım, anlatsam da beni anlamadıklarını düşündüğüm zamanlarda, yazarak kendi kendime dert ortağı olmuşumdur. Bakıldığında, çoğu kitap ve film de bir dertten ortaya çıkıyor. Bir derdin olmadan yazamazsın. Metnin temeli her zaman bir dert üzerine inşa edilmiş oluyor. Yazar, eserinde ya derdine çare buluyor ya da bulamıyor. Yine de bazen, alışılmışın dışında bir ruh haliyle yazdığım da oluyor. Bugün, en dipte hissetmediğim; hatta nispeten mutlu olduğum bir ruh haliyle yazmaya karar verdim. “Mutluyum” desem, bu ne ifade ediyor? Sizin için mutluluk nedir, demiştim bir ara. İşte o soruya verdiğiniz yanıtlar, bu yazının doğmasına ışık oldu. İlham verdiğiniz için size te...